11 Şubat 2016 Perşembe

Ölümcül Oyuncaklar Dizi-Film Eleştirisi




Herkese Merhabalar :)

Uzun süre sonra buluşuyoruz. Şükür kavuşturana :)
Sizlere şu tatil döneminde hiçlikten sıkıldığım zamanlarda izlediğim diziler hakkında bir kaç eleştiri yapmak için geldim.Özellikle de biri hakkında ki benim çok sevdiğim kitap serisi olan 'Ölümcül Oyuncaklar' serisi ve de 'Cehennem Makineleri' serisiyle de nam salmış yazarımız olan Cassandra Clare'nin elinden çıkmış yapıtlar.

Ölümcül Oyuncaklar serisinin ilk önce 2013 yılında filmi çıkmıştı. Bilenleriniz ya da takip edenleriniz varsa ancak yeteri kadar ilgi görmediği için ikinci bir film için sözleşmeye gidilmedi ya da anlaşmaya varılamadı diyeyim.


Sonra 2014 senesinde yazarımız bize kitabın dizi olabileceği ile ilgili tweetler atmaya başladı ve yapım aşamasına gidildi derken kadro seçildi ve geçtiğimiz ocak ayında dizi başladı.




Derken film kadrosundan memnun kalmayan ben dizi oyuncularını gördükten sonra birazcık olsun rahatlamıştım.Görsellik olarak kitapta okuduğum karakterle birebir ölçüşen oyuncu profilleri seçilmişti.Ancak dizinin ilk bölümünden sonra bir kez daha anladım ki her şey görsellik değilmiş.Demek istediğim baş roldeki kız Clary Fairchild'i oynayan Katherine Mcnamara'nın tek düze oyunculuğu içimi baymaya başladı.Evet, gerçekten de benzeltilmiş ve ya ona göre seçilmişti ama oyunculuğu ikinci sınıf öğrenci düzeyinde metni ezberleyip de gelmiş gibi olduğu için diziyi bıraktım.
Kat Mcnamara
Ve bu yazılı eserin her drama versiyonunu beklerken ki heyecanımı kursağımda bırakanlara ayrıca teşekkür ederim. Filmde her ne kadar oyuncu profilleri kitaptaki karakterlere pek uyuşmasa da ve ben her ne kadar Jamie Campbell Power'ı sevmesem de gerek müzikalde gerekse iyi filmlerde oynadığından dolayı oyunculuğu iyi düzeydedir. Ama bana baş roldeki yani kitaptaki ana karakter olan Jace'in olabileceği hissini veremedi.
Filmdeki Jace'imiz
Bu da dizideki Jace..
Sonra gelelim Kemikler Şehri'nin gösterimine. Filmde her ne kadar oyuncu profiline söylensem de gerek dış mekan gerekse efektler bana kitaptaki hisleri yeniden yaşattırdı.Ancak dizi de bazı şeylerin üstün körü geçilmesi ve dövüş sahnelerindeki ağır çekim verilmesi bile ne kadar ekşinı az olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Evet, Kemikler Şehri demiştim.Filmde Clary ve Jace'in yola çıkıp Clary'nin anılarını alması için Sessiz Kardeşler'in yaşadığı Kemikler Şehri'ne gitmeleri gerekiyordur. Bazı yollardan geçerler vesaire.Bu şehir aynı zamanda kitapta anlatılan bir tür olan Nefilimlerin yani Gölge avcılarının atalarının mezarıdır.O yüzden Kemikler Şehri deniyor. İşin ilginç kısmı dizi de yol dediğimiz kavramı köprü altı gibi bir yerden geçerek oraya ulaşmaları beni zıvanadan çıkarmıştı. Tamam, geçite gitsinler diye beklerken minik mağara ağzı gibi bir yere girmelerinden sonra oraya varmaları eh pes doğrusu dedirtti.Pardon da bir dizi yapıyorsanız azıcık paraya kıymanız lazım , yapamıyorsan hiç yapımcılığa elleşme kardeşim. Madem öyle filmi var aç kitabını oku da bak nasıl tasvir etmiş yazar. Cassandra Clare'yi de biraz kırgınım doğrusu keşke Becca Fitzpatrick gibi okuyucularının istemediği oyuncuların olmasını ve kendisinin de içine sinmediği için 'Hush Hush' serisinin çekilmesini istemedi.

Sonra dizide kızın annesinin ilk bölümde kaçırılmasından sonra Jace'den yardım etmesi ve kızın o bölümde Gölge Avcısı olduğunun söylenmesinin ardından siz bana karışmayın ben onu bunu bilirim moduna geçip sanki 35 yılık gölge avcısı tribine girmesi de beni sinir eden etkenler arasında.

Ama bir etken var ki Alec'i Allah razı olsun iyi seçmişler. Çocuğun ne sıfatına ne oyunculuğuna laf söylettiririm. :D
                                   

Alexander Lightwood
Bir de küstah ve kendini beğenmiş gibi gözüken ama aslında dostlarına sadık olan iblis efendisi Magnus Bane'nin seçimi ve oyunculuğu gerçekten de çok hoş.

Harry Shum Jr. 'ın canlandırığı Magnus Bane 
Ve dizi kadrosuna bakmak isterseniz dizinin resmi sitesinin olduğu link ;
http://www.shadowhunterstv.com/Cast

Bununla beraber bir de dizinin kötü adamı olan Valentine karakterinin Jonathan Meyers gibi usta birinden sonra Alan Van Sprang'ın canlandırması beni çöküşe geçirmiştir. 

Jonathan Meyers
Gözüm ısırdı diyecekseniz The Tudors da kendisi 8.ci Henry'i canlandırdı.
                                             
Dizideki Valentine abimiz..
Son olarak her zaman okuduğumuz eserlerin film gibi görsel içerikli yapıtlara dönüşmesi istediğimiz gibi olmaya biliyor. Bunun için keşke bu eserler yazılı olarak kalsa ve okuyucunun zihnindeki gibi nasıl hayal ediyorsak öyle kalsa. Ya da yapılacaksa hem yazar hem de okuyucuların görüşlerine başvurulsa örnek verdiğim yazar gibi. 
Ve çok sevdiğim diğer serisi 'Cehennem Makineleri' serisine kimse film falan çekmeye kalmaz umarım.
Cehennem Makinelerı 

Umarım yazım çok fazla sert olmamıştır bir nevi burada içimi döktüm ve rahatladım.Bloga yazmayı çok özlemişim en yakın zamanda küçük çaplı kitap eleştirime döneceğim takipte kalın.. :)


Eğer gerçekten izlemek istediğiniz bir bilim-kurgu dizisi varsa size The 100 ya da kore dizisi olan Healer'ı önerebilirim. 

Yazımı şu sözlerle bitirmek istiyorum ;


AVE ATQUEVALE...
MERHABA VE ELVADA...




























2 yorum:

  1. book blogger olarak bir kitap filme yada diziye dönüştüğü zaman nasıl hayal kırıkları yaşadığımı çok iyi biliyorum. Vampir günlükleri, Vampir Akademisi, Labirent Serisi ve daha nicesi film olurken bir çok değişikliğe uğruyor ki bu benim için de büyük bir dram. Yazın da bir nevi benim içime attıklarımı dökmüş, ağzına sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle aynı kanıda olanları görmek çok güzel teşekkür ederim :)

      Sil